NEDEN KUM SAATİ



Merhaba KUM SAATİ okuyucuları bugün sizlere Blog sayfam için neden “KUM SAATİ” ismini kullandığımdan bahsedeceğim. Bu ismi kullanmamda tek bir neden yok aslında, birden fazla sebep beni bu ismi kullanmaya itti. İlk olarak herkesin de aklına gelebilecek olan “zamanın akıp gittiği, git gide azalıp sonunda belirlenmiş bir süreç aralığının dahi bitebileceği olgusu gözle görülebilir bir şekil alıyor.” Bu değerlerin daha net anlaşılması adına zamanın somut bir hale bürünmüş bir şekli olan kum saati; bu gibi düşüncelerle fikir oluşumunda ilk basamağı atmamda yardımcı oldu.




 Diğer bir olgu da kum saatinin şekliyle ilgili… İki hazne altlı üstlü; bir yanda akıp giden zaman, diğer yanda biriken kum taneleri… Bu süreç bende farklı düşünceler uyandırıyor. Bana öyle geliyor ki zaman akıp yok olup gitmiyor, bizim kaybettiğimiz her bir kum tanesi bir yerlerde başka şeylere dönüşüyor, örneğin TECRÜBE. Fakat bu tek bir zaman olgusunun olmadığını da gösterir, yani zamanı harcarken çeşitlendiği, farklı türlere dönüştüğünden bahsediyorum. 




Mesela haznelerin üst kısmına “FEDAKARLIKLARIM” diyelim, böylece yukarıdan aşağıya doğru akan her bir fedakarlık alttaki hazneye “TECRÜBELERİM” olarak geçecektir. Yani bahsetmeye çalıştığım bize atfedilen sınırlı zaman kavramını nasıl anlamlandırdığımız… Çıktı da neye dönüşecekse, beklentimiz neyse üst hazneye o amaca hizmet edecek bir anlamlandırma yapmamız gerekecektir. Basit bir şekilde ayrıştıracak olsak; üst hazne “YAŞAYACAKLARIM” alt hazne ise “YAŞADIKLARIM” bu sınıflama bile bizi bir şeylere itmeye yeter. Yaşadıklarımıza bütün odağımızı vermek yerine elimizde kalanlara yoğunlaşarak bir yandan da yaşadıklarımızdan fikirler edinip dersler çıkararak geleceğe dair daha öngörülebilir adımlar atabiliriz. 



Özetle geçmişte takılıp kalmak, onun pişmanlığı veya özleminde çırpınmak ya da gelecekten bahsedip durarak, hep hayal ettiği kişi olmayı hayal ettiği kişilerle karşılamayı umarak bu hayallerin boşluğunda boğulmak yerine her ikisini harmanlamamız daha faydalı olacaktır. Nitekim planlı yasamak kimi olayları öngörüyor olabilmek beni rahatlatıyor, çünkü böylesi beklenmedik bilinmezliklere karşı beni koruduğunu düşünüyorum. Tabi herkesin hayatına keşfetme heyecanın doğacağı küçük bilinmezlikler hareket katacaktır fakat en beklemediğin noktalardan, hiç beklemediğin zamanlarda darbeler almak insanı aşırı derecede yıpratıyor, yoruyor ve tüketiyor. 



Demem o ki kendimiz için zamanın günbegün azaldığı bariz, bu süreci nasıl yaşıyoruz kaliteli mi? haznemizde neler biriktirebiliyoruz, hangi amaç doğrultusunda yaşıyoruz? Her bir saniyenin akıp giden onlarca senenin değerinin, anlamının farkında mıyız? Yoksa sadece rüzgarda savrulan kum taneleri gibi mi yaşayacağız bu hayatı?

Sabahattin Ali bir kitabında birtakım insanlardan şu şekilde bahsediyor; "Yaşamak ve yeryüzünde üç adımlık bir yer işgal etmekle mühim bir iş yaptıklarını zannederler. kimisi gençliğine mağrurdur; kimisi ihtiyarlığına ve tecrübesizliğine dayanıp böbürlenir; kimisi eskiden neydim diye övünür; kimisi ileride neler olacağını sezdirerek itibar kazanmak ister. Hepsi birden mahiyetini asla anlamadıkları bu değirmenin içinde yuvarlanıp giderler ve kainatın ekseninin kendilerinden geçtiğini vehmederler."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KUZGUNCUK

GALATA

KUM SAATİ OKUYUCUSU