ANILARINIZA SAHİP ÇIKIN
Kimi zaman bir yere gittiğimde çevreyi gezenlerin davranışları dikkatimi çekiyor. Sonra kendi kendime şunları düşünüyorum; Gezdiğim yerlere ne gözüyle bakıyorum tarih, doğa… İşin içine duygumu ve düşüncelerimi katabiliyor muyum yoksa sadece gezmiş olmak için mi, burayı da gezdim demek için mi (vesaire) buradayım. Kendinize şunu sorun; peki ya benim burada görmek istediklerim, beklentilerim neler? Zihinsel merceklerinizi nelere odakladınız? Tutumlarınızı geliştirin ve çevrenizdeki güzelliklerin farkına varın, frank Lloyd Wright’in dediği gibi, "güzellikleri görmezden gelirseniz, bir süre sonra onları hiç görmez hale gelirsiniz.". Eminim bunun faydası olacaktır.
Gezerken sizi aşırı felsefi düşüncelere itmek istemiyorum sadece söylemek istediğim insanın kendinin farkına varması ve neler yapabileceğini görmesi. Bir robot gibi yaşamayı devam ettirmek mümkün mü? Dikdörtgen kutulara tüm o duyguları sığdırabilecek miyiz? Bu fikir doğrultusunda bir yere ilk defa geliyorsam mümkün olduğunca fotoğraf çekmemeye çalışıyorum, beni oylamasına izin vermiyorum. Bu ilk keşfetme heyecanı bana kalmalı akıllı çiplerle paylaşamam bunu, sadece o anı bana hatırlatacak birkaç kare, bu bana yetiyor. Zaten ne yazık ki öyle olmuyor mu? İnsan kendini biraz olsun rahatlatmak adına bir yerleri gezip görmek güzel anılar biriktirmek istiyor ve oraya vardığında o kadar çok fotoğraf çekiliyor ki günün sonunda o karelere bakıldığında oranın ne hissettirdiklerini değil de fotoğrafçılık deneyiminden başka hatırlayacak bir şey kalmıyor geriye. Halbuki fotoğraf çekme sebebi bize anılarımızı daha kolay hatırlatsın diye değil miydi? Anılarımızın hepsini fotoğrafçılıkla doldurursak geriye anımsayacak ne kalıyor ki?


Yorumlar
Yorum Gönder