Kum Saati birinci yılı
Merhaba Kum Saati okuyucuları. Tam bir yıl önce bugün kum saati blogda ilk yazımı (asıl) yayınlamıştım . Tam bir yıl geçti. Her ne kadar yeterince içerik paylaşamamış da olsam bu blog sayfasının bana birçok şey kazandırdığına inanıyorum. Kişi hayatının bazı dönemlerinde zaman zaman kendine yabancılaşabiliyor, gün geçtikçe kimi değerlerin üstü tozlanabiliyor. Günün sonunda kendimizi tanıyamaz hale geliyoruz ve artık çoğu şey eskisi gibi tat vermemeye başlıyor; yaşama dair sevincimiz, heyecanımız günbegün bitip tükenmiş ve ortada bir belirsizlik, bilinmezlik meydana gelmiş oluyor. İnsan hayatının her bir merhalesinde biriktirdiği anıları taşır ve bu anılar kişiliğimizi oluşturan öz değerlerimizin birer parçasıdır, bir bütünün Yapı taşlarıdır. Bu bütünün sarsılmaması için her bir parça önemini yitirmeden bir sonraki basamağa taşınır. Kendine yabancılaşmak dediğim tam da bu... Değerlerinden seni mutlu edebilme potansiyeline sahip olan şeylerden uzaklaşmak, kendinden uzaklaşmak... Bu blog sayfasında hayattan çıkarımlarımı ve bakış açılarımı kayıt altına almam, onları ölümsüzleştirmem, kendime yabancılaşmama konusunda fayda sağladığına inanıyorum. Çocukluk arkadaşlarınızla sohbet ettiğinizde, sizi yıllardır tanıyan birileriyle biraz eskilerden bahsettiğinizde aslında sizin için mutlu olma yollarının öyle çok da uzakta olmadıklarını fark edersiniz. Hayatın kargaşasından, her gün bitmek bilmeyen -bırakın bizi bir adım öteye götürmek kendine bile faydası olmayan ve sınırlandırılmış hissi veren- sıkıcı döngülerden sıyrılıp kendimizle yalnız kalamaz, biraz olsun kendimizi dinleyemez olduk. Bizle ilgili olmayan diğer tüm şeyleri yük ederken gelecekteki kendimiz için kendimizden parçalar taşıyamaz olduk. Böylece bencilleştik, bizi biz yapan şeyleri öteleyerek bizi istediği şekle ve fikir yapılarını bürümek isteyenlerin şartlarına ve koşullarına uyum sağlamak pahasına kendimizden uzaklaşarak kendimize bencil olmaya razı hale geldik. Anıları yok olmaya yüz tutmuş bir benliğin, hiçliğin boşluğunda gayesizce savrulmaması olası değildir.
Peki böylesine olumsuz bir etki gücüne sahip, potansiyel riskten nasıl kurtulunabilir? Tabii ki kaydederek, anılarınızı hep taze tutmanıza olanak sağlayacak şeyler yaparak.
Küçüklüğümüzde dakikaları sayardık, biraz daha zaman geçtiğinde ise saatleri sayar olduk ve sonrasında haftaları... Sorumluluklar bizim için biraz daha ertelenemez ve vazgeçilemez olmaya başladığında ayları sayar olacağız ve yetişmemiz gereken yerler, koşuşturmamız gereken şeyler olmadığında ise yılları... zaman gitgide bize "daha az yaşamış" hissi veriyor ya da bu durum bizim onu nasıl kullanıyor olduğumuzdan kaynaklanıyor olabilir, her koşulda hatırlanabilir anı sayıları azalmaya yüz tuttu; her bir anı bizim ona atfettiğimiz değerin farkında, bizden kaçmasına şaşırmamalı... Farabi'ye göre; "insan kalbine kulak vererek Özgür olabilir”, tabi eğer özgürlük arayışı içindeyse...

başarılar
YanıtlaSilUzun zaman önce bir blog sayfası açıp anılarımı, seyahatlerimi ve fikirlerimi orada paylaşmak istemiştim böyle bir isteğe sahip olmamın sebebi kum saatini keşfetmiş olmamdı, aslında ben onu bulmamıştım o beni bulmuştu ve etkilemişti, harekete geçmeme sebep olmuştu. Peki ya sonrasında ne oldu? Ben bir blog sayfası açmadım ama artık harekete geçmiştim ve bir şeyler üretiyorum, bugün o ürettiğim şeyler bir kitap olmak üzere yoluna devam ediyor ve benimde hayat yoluma daha mutlu devam etmemi sağlıyor. Yazılarının artmasını ve sayfanı daha aktif kullanmanı istemeye hakkım olduğunu düşünüyorum:) Doğum günün kutlu olsun kum saati
YanıtlaSil